14 Ekim 2017 Cumartesi

BALKANLAR, MONTENEGRO ( KARADAĞ)



                                       4. GÜN  MONTENEGRO'YA YOLCULUK


24 Eylül Pazar Sizin de rotanız bizim gibi Saraybosna'dan Montenegro'ya  ( Karadağ ) devam ediyorsa eğer, vize sorunu olanlar için hayati önem taşıyan bir bilgi vereyim.
Saraybosna'da iki adet otobüs terminali var. Siz Hirvatistan üzerinden gitmemek için LUKAVİCA  otobüs terminalini seçmek zorundasınız çünkü buradan kalkan otobüsler Hırvatistan'a uğramadan direkt gidiyor. Bilginiz gibi Hırvatistan bize vize uygulayan ülkeler arasında bu yüzden sınırda sorun yaşamamak için bu konuya dikkat edin.
Lukavica, İstocno Sarajevo Bus Station. Bu istasyona gitmek için Miljacka nehrinin olduğu cadde'den 103 numaralı troleybüs'e binin sizi son durakta indirecektir. İndikten sonra hiç sapmadan dümdüz ilerleyin hemen sonra otobüs istasyonunu göreceksiniz.
Önceden bilet alma telaşına düşmeyin biraz erken gidince biletler gişeden rahatlıkla alınıyor.

Biz bletimizi Montenegro'nun başkenti Podgoriça'ya aldık oradan da kolaylıkla Budva - Kotor'a aktarma yaptık.
Podgoriça bilet fiyatı 14 euro oradan Kotor aktarma 7 euro. Ayrıca nereye giderseniz gidin 1 euro bagaj parası da vermek zorunda kalacaksınız bu uygulama her yerde var.
Yolculuk Podgoriça'ya yaklaşık beş saat sürüyor. Başka gezi notlarında otobüsler hakkında okuduğunuz olumsuz şeyler pekte doğru sayılmaz. Tüm gezi boyunca dört ülke dolaştık hiç bir otobüste sorun yoktu. 



Para konusunda tek yetkilimiz  Demet'ti bir ortak kasa yapıp bütün harcamaları ona bıraktık. 
Paraları ustaca dönüştürdü, böldü, çarptı topladı. Onu her fırsatta para hesabı yaparken görebilirdiniz.

Şimdi gelelim hikayemize... Kotor Otogarından taksi, 4.5 euro'ya, verdiğimiz adresin önünde bizi bıraktı... 
Aman allahım!! hepimiz şaşkınlık içindeyiz, rüya gibi bir yer! deniz kıyısı, şezlonglar, sahile sıralanmış iki katlı taş evler, pırıl pırıl bir deniz ve sadece kıyıya vuran suyun şıpırtısı, hani düş görürsünüz ya aynen öyle.
Kesinlikle abartı yok işte size fotoğraf! hem de kaldığımız evden çekilmiştir. 
Yani manzara bu arkadaşlar...





Nasıl harika değil mi? Hepimiz sevincimizden çocuklar gibi evin içinde koşturuyoruz, balkona oradan yatak odasına sonra mutfağa ardından terasa, oturma odasına sonra yeniden balkona, girip girip çıkıyoruz, arada çarpışıyoruz da yaa biz ne kadar şanslıyız!
Booking'e tam puan. Önceden ayırttığımız tüm yerlerde sorunsuz bir şekilde konakladık. Bu kadar güzel bir daire için gecelik 5 kişi 60 euro ödedik şaka gibi, kişi başı 50 tl geliyor. İki yatak odası bir salon, mutfak ve kocaman bir terası vardı. Evin önünden denize giriyor olmamız ise tam bir piyango. Hadi size apartmanın adını da vereyim bu iyiliğimi de unutmayın! Apartments Ponta +38267333449






Akşam olurken  yanımızdaki ki marketten alışverişimizi  yapıp soframızı hazırladık yemekte ne mi vardı? Makarna, şarap ve tatlı çörekler bir de mutluluk... :) :) :) 








Kotor'un tarihi MÖ. 3.yy dayanıyor. Romalılar, Osmanlılar Venedikliler İspanyollar Ruslar ve Fransızlar  bu cennet yere sahip olmak iştemişler ama çoğu başarısız olmuş.
Osmanlı hakimiyetine 16.yy da girmiş ve tam anlamıyla kuşatılamayınca Fatih Sultan Mehmet tarafından bir özerklik statüsüne bağlanmış. Halk 17.yy da Osmanlı saltanatını reddederek nihayetinde Osmanlı'nın kaybedeceği bir çok isyan çıkarmış ve sonunda bağımsızlığını elde etmiş.
Bu acı deneyimlerin sonucu olarak  Old Town'un Deniz kapısı üzerine Yugoslavya lideri Tito tarafından şu yazı yazdırılmış.
''tude necemo svoje nedamo'' '' bizim olanı vermeyiz, başkasının olanı istemeyiz''
Helal olsun adamlara! Ha bu arada belirteyim şehir 16.yy dan kalma surlarla çevrili, şehrin üç giriş kapısı var. Sea Gate ( batidaki deniz kapısı) River Gate ( nehir kapısı)   Guardic Gate ( güney kapısı) 

                                          


Unesco Dünya kültür mirası listesinde yer alan Kotor'da tarih ve doğa iç içe burayı gezmek için mutlaka 4-5 gün ayırın. Biz burada iki buçuk gün kalmamıza rağmen sadece eski şehri ve kaleyi gezebildik. Grubumuz bu yüzden ikiye ayrıldı, bundan sonra gidilecek tüm yerleri iptal edip buradakalalımcılar'la, her ne olursa olsun gezipgörelimciler adı altında bölündük. Ben biraz tarafsız gibiydim baktım gezipgörelim'ci tarafı ağır basıyor onlardan yana oldum :)

Eski şehri gezerken önce hafiften başlayan yağmur giderek hızlanmaya başlıyor. Daracık sokaklarda, taş binaların arasında ıslanmaya aldırmadan dolaşıyoruz. Sanki orta çağdaki bir zaman dilimindeyiz.
Pencerelere asılı çamaşırlar, çan sesleri, yağmurdan kaçan telaşlı insanlar, turistleri eğlendiren çalgıcılar,  kapı girişlerine sığınmış mahalle kedileri, kafelerde oturmuş yiyip içen insanlar işte manzara bu. Bir süre sonra biz de güzel bir yer seçip oturuyoruz, sırılsıklam olmuşuz. Birer kadeh şarap hiç de fena olmaz öyle değilmi?












Dileğin önünde poz verdiği üçgen sütunun adı utanç taşı, geçmiş çağlarda yaşayan insanlar arasında suç işleyenler olursa bu taşın önüne bağlanıp halka teşhir ediliyormuş. Maruz bırakıldığı hakaretleri de burada yazmasam iyi olur az buz şeyler değil.
Fırından tatlı çörek alıp evimizin yolunu tutuyoruz o kadar basit anlattığıma bakmayın, eve kadar yürüdüğümüz yol 3.5 km. hem de yağmur altında ıslana ıslana yürüyoruz, ama hava limonata gibi. 
Eve geldikten sonra, Buradakalalımcılar grubu yağmur altında denize bile girdi o derece...


                                                         5. GÜN KOTOR KALESİ

Kotor kalesi'ne akşam üzeri çıkmakta eminim çok güzel olurdu ama zaman yetersizliğinden biz sabahı seçtik. Çünkü öğleden sonra planımızda Perast ve Herceg Novi var.













Kaleye çıkmak biraz yorucu diyebilirim ama kesinlikle vazgeçmeyin çünkü manzara muhteşem.
yaklaşık 1.5 saatte inip çıkılabiliyor. Giriş 3.ero yanınıza su almayı unutmayın yukarıda satılıyor ama pahalı. Bir de çok önemli kesinlikle spor ayakkabı giyin asla terliklerle çıkmayı denemeyin. Hele parmak arası falan aman sakın!


                               ''Dünyanın yolunu geldik azıcık daha otursak ne olur sanki?''


                                                 PERAST - HERCEG NOVİ -BUDVA

Öğleden sonraki programda Perast ve Herceg Novi var. Otobüs durağını bulduk ve beklemeye başladık. Kotor'dan 14 km sonra Perast, oradan da 30 km sonra Herceg Novi.
Bu iki yeri de çok merak ediyorum. Perast bir zamanlar Venedik Cumhuriyetinin himayesinde olduğu için burada tipik Venedik barok mimarisi hakimmiş. Unesco dünya kültür mirası listesinde yer alıyor.
 Herceg Novi ise Hirvatistan sınırına yakın bir sahil kentiymiş. Burada Osmanlı döneminden kalma adını sevmediğim için buraya da yazmayacığım, sadece Osmanlı kalesi demekle yetineceğim bir kale varmış. Amaaa gidemedik, belki başkaları gider diye yine de yazayım dedim.
Bekle bekle otobüs gelmez hava sıcak ee yorulduk da zaten o anda fikir kimden çıktı bilmiyorum ama birisi,hadi eve dönüp denize girelim dedi. Her kes aynı şeyi istermiş meğer iyi ki de öyle yapmışız  Adriyatiğin berrak ılıman suyunda hava kararıncaya kadar yüzdük. 
Yarın sabah yine yollardayız Belgrad bizi bekliyor.



 
Hüzünlü bir kahvaltı


                                                              Elvada Kotor